Karlofça Antlaşması, Novi Sad ve Petrovaradin Kalesi

Ana Sayfa » Novi Sad - Petrovaradin & Karlofça

Karlofça – Novi Sad – Petrovaradin

Karlofça Antlaşması 1699 – Osmanlı Tarihi

Karlofça Antlaşması’nı hepimiz biliriz. Osmanlı’nın gerileme döneminin başlangıcı sayılan antlaşma. Karlofça Antlaşması’nın yapıldığı ve Sırbistan için de oldukça önemli olan turistik bir kasaba. Belgrad ve Novi Sad arasında yer alır. Belgrad’a yaklaşık 1 saatlik bir mesafede bulunur. Osmanlı’nın imza attığı, Karlofça Antlaşması’nın yapıldığı mekan bugün de ziyaret edilebilir. Karlofça (Sremski Karlovci) kasabasının merkezi olarak bilinen Karlofça Meydanı’nın her tarafındaki tarihi binalar dikkat çekiyor.

Osmanlılar buraya Kanuni Sultan Süleyman zamanında gelmiş, ama ondan  önce Avusturya-Macaristan Krallığı yaşam sürüyordu. Buraya birbirinden farklı Osmanlı eserleri yapılıyor, burası 170 yıl boyunca Osmanlı egemenliği atında kaldıktan sonra tekrar Avusturya-Macaristan Krallığına geçiyor. Ama onlar buraya yerleştikten sonra Osmanlı’dan çok fazla eser bırakmıyorlar.  Hemen çevreye onların mimari eserlerini, onların tarzını yansıtan eserler dikiyorlar. Ve bugün de baktığımız zaman Avusturya-Macaristan Krallığı’ndan kalan eserler meydanda dikkat çekiyor.

Kasaba, özellikle yaz mevsimi geldiği zaman turistler ile dolup taşıyor. Ve tabii yavaş yavaş havalar ısınmaya başladığı için hazırlıklarda meydanda görülebiliyor.

Sırbistan’ın kuzeyine, Novi Sad’a doğru yol alırken bu önemli kasabaya uğramadan gitmek olmaz. Vojvodina’nın en uğrak kasabalarından birisi burası. 26 Ocak 1699 tarihinde Karlofça Antlaşması Sırbistan’nın Karlofça Kasabası’nda bu tepede imzalanmıştı. Bir tarafta Osmanlılar vardı, bir tarafta da Haçlı’lar vardı. Rusya, Polonya, Venedik, Lehistan ve Avusturya’nın bulunmuş olduğu taraflarla Osmanlı Karlofça Antlaşmasını imzalamak durumunda kaldı. Karlofça Antlaşması’nın imzalanması ile Osmanlının gerileme döneminin başlanıcı sayılmış oldu. Şu anda bulunduğumuz tepede de Haçlılar bir kilise yapmışlar. Osmanlılar döneminde burada kimse yok iken, daha sonra Haçlılar bulundukları noktalara kiliseleri inşa etmişler. Aşağıda gördüğünüz resimde Karlofça Antlaşmasının imzalandığı meşhur tepeyi görebilirsiniz.

Sremski Karlovci Karlofça

Karlofça Antlaşmasının yapıldığı tepelik.

Karlofça Antlaşması Hezimet mi, Zafer mi?

Karlofça deyince hemen yüzümüzü ekşitiriz, çünkü ders kitaplarından beri Karlofça’nın bir hezimet olduğunu, bir utanç belgesi olduğunu yada bizim tarihimizin unutmamız gereken, kafamızdan atmamız gereken bir sayfa olduğunu zihinlerimize nakşetmişlerdir. Halbuki Karlofça Antlaşması 16 yıl süren bitirici ve tüketici bir savaş manzumesinin arkasından yapılmıştır. Biraz da Osmanlının nefes alabilmek için, kendine gelebilmek için mecburen oturduğu bir antlaşmadır. Ama hiç bir zaman dizi üzerine çökmediği, hiç bir zaman yalvar yakar olmadığı ve her zaman bütün müzakereler boyunca onurunu, padişahın şerefini, izzetini, devletin gücünü, kudretini hissettirdiği bir müzakere sürecinin sonucunda yapılan bir antlaşmadır.

Karlofça Genel Görünüm

Karlofça Genel Görünüm

1698 yılına geldiğimizde Osmanlı Devleti, Viyana kuşatmasının arkasından peş peşe uğradığı yenilgilerle tarihinin en ağır kayıplarını hem insan sayısı bakımından, hem toprak bakımından hem de bu uzun ve yıpratıcı savaşta tam takır olan hazinesi bakımından yaşamıştı. Ve Osmanlı Devleti gerçekten de artık bir barış istemek mecburiyetinde kalmıştı. Ama bu barışı sağlayacak olan aracılar yoktu. Dört devlete karşı savaşmıştık. Bunlar Avusturya, Venedik, Polonya ve Rusya idi. Bu dört devlet karşısında kimi zaman başarılı olduk, kimi zaman olamadık, yenildik ve daha çok da yenildiğimiz için sonuçta Karlofça’nın eşiğinde bulduk kendimizi.




Bir İngiliz diplomatı tarafından ve Hollanda’nın da desteklediği bir konsorsiyum oluşturuldu ve iki taraf bir antlaşma masasında buluşturulmak istendi. Osmanlı tarafı ve karşı taraf kabul ettiler. Bu dörtlü birlik, Avusturya, Viyana, Polonya ve Rusya tarafından oluşturulan kutsal ittifak bir tarafta olacak, Osmanlı Devleti öbür tarafta. 16 yıldır biriken sorunlar barış masasında çözüme kavuşturulacaktı. Fakat işin garibi şu ki, Karlofça Antlaşmasına kadar Osmanlı Devleti hiç bir devletle masaya oturmamıştı. Yenilmemiş mi? Yenilmiş elbette ama yenildiği zaman dahi ateşkes yapılmış ve barış antlaşması yapılmamış. Çünkü Osmanlı kaybettiği topraklarda her zaman şu politikayı gütmüş: Burasını ben nasıl olsa günün birinde geri alacağım, onun için ateşkes yapılıp bırakılmış orası. İlerde oralar nasıl olsa geri alınacak tekrar Darülislam yapılacak diye düşünülmüş.

Karlofça

Osmanlı Temsilcisi Rami Mehmet (Paşa) Bey ve Antlaşma Süreci

İlk defa Karlofça’da Osmanlı ateşkes ile yetinmemiş ve barış masasına oturup kıran kırana bir pazarlığın içine girmiş. Dolayısı ile bu konuda yetişmiş diplomatları da yok Osmanlının. Yani özel olarak antlaşmalar üzerinde uzmanlaşmış diplomatları yok. Kim gidilecek, kim seçilecek, bunun için kırk yaşını henüz doldurmuş olan Eyüp Sultan doğumlu bir bey seçilir. Daha sonra Rami Mehmet Paşa olan bu önemli devlet adamımız Türk Murahhas heyetinin görüşmelerine katılacak, müzakere işlerinin başı olarak atanır. Hayatında ilk defa bir barış masasına oturmaya hazırlanır.

Rami Mehmet Efendi çok deneyimli bir insan, çok bilgili bir insan. Düşünün ki Şair Nabi ile birlikte hac yolculuğu yapmış ve divanı var. Arapça ve Farsça biliyor ve otuzlu yaşlarında Dîvân-ı Hümâyun katipliği yapmış, devletin gizlisini-çıktısını bilen ve adeta Osmanlı derin devletinin önemli ve kilit taşlarından birisi olmuş. Bir anda kendisini defterdar olarak Karlofça’da buluyor.

Osmanlı tarafının tavrı şu: Barış görüşmeleri yapılacağı yeri biz tayin ederiz. Bunun için Avusturyalılar kendi taraflarında bir yer istiyorlar ve diyorlar ki bizim topraklarımız olsun, çünkü savaşı biz kazandık. Rami Mehmet Paşa itiraz ediyor ve hayır diyor. Barış ancak tarafsız bir bölgede yapılabilir. Dolayısı ile sınırda bir yerin bulunması gerekir. Sınırda olan yer Karlofça’dır. Tam Osmanlı ve Avusturya sınırında bulunan bir kasabadır Karlofça.

Burada kapalı bir mekanda yapılması istenir çünkü kış yaklaşmıştır. Kışın soğuğundan etkilencek olan diplomatlar sıcak bir mekan istemektedir. Ancak Osmanlı tarafı buna itiraz eder. Kapalı bir yerde olmaması gerekir çünkü her türlü güvenlik meselesi halledilmiş olması lazım. Bunun için Osmanlı tarafı, yanında getirdiği dülgerler ve marangozlarla bir müzakere çadırı kurar. Bu müzakere çadırı bir Osmanlı icatıdır. Çadırın içerisine bir müzakere masası yapılır. Bugün hala kullanılan yuvarlak masa ilk defa Karlofça’da, Osmanlı insiyatifi ile gerçekleşmiştir. Bu yuvarlak masanın dış tarafında ve iç tarafında oturma yerleri vardı. İç tarafta Osmanlı heyeti, dış tarafında diğer dört devletin temsilcileri oturuyordu. Çadır o şekilde planlanmıştı ki Osmanlılar tarafından, dört kapısı sabah gong çalındığında açılıyor, dört devletin temsilcileri gelip kendilerine ait olan yerlere oturuyordu. Tam karşılarında Osmanlı müzakerecisini buluyordu. Rami Mehmet Efendi de onların başında teknik direktör gibi dolaşıyor, gerekli taktikleri ve talimatları veriyordu. Böylece müzakere devam ediyordu.

Karlofça Müzakerelerinde Osmanlı Strajesi

Aşağı-yukarı 3-4 ay devam eden bu müzakereler bir kaç kez kesilme noktasına gelmiştir. Rami Mehmed Efendi, yazdığı sulhnamesinde geceler boyu uyuyamadığını, gözlerine uyku girmediğini anlatmıştır. Gerçekten zorlu bir süreç idi. Osmanlı ilk defa bu kadar büyük bir toprak parçasını düşmanlarına verecekti. Ama en büyük politikaları şu oldu: Kaybedilmiş olan, işgal altında olan yerlerden ne kurtarabiliriz, geriye ne alabiliriz. Bunun için Temeşvar (Rumence: Timișoara) kenti önemli bir müzakere konusu oldu. Hatta kentin yanından geçen derenin kime ait olacağı meselesi uzun tartışmalarla çözüme kavuşturuldu. Önce buranın Osmanlı tarafında olamayacağı, nehrin Avusturyalılar’da kalması gerektiği söylendi. Ama Rami Mehmet Paşa’nın ısrarları üzerine nehir de Osmanlının kullanımına açık hale getirildi. Bunun gibi yüzlerce örnekte nerede ise taş taş, ağaç ağaç, tepe tepe, köy köy müzakere edildiğini ve oraları iyi bilen Osmanlı heyetinin birçok noktada diğer dört devletin hatalarını düzelttiğini, haritalarındaki yanlışları bulup gösterdiklerini biliyoruz. Dolayısı ile Karlofça’da hiç bir zaman bir yenilmişlik, bir ezilmişlik ve yalvar yakar pozisyonunda olmamıştık. Onurumuz ile bu topraklar üzerindeki haklarımızın bir kısmını devretttik. Ancak bize çok daha ağır kayıplar verebileceklerini, üstüne tazminat ödeteceklerini düşünen rakip diplomatlara iyi bir diplomasi dersi verilerek kaybettiklerimizin bir kısımını geri alarak Karlofça’dan geri dönmüş olduk.

Bundan sonraki Osmanlı stratejisi Karlofça’nın bir son değil, bir yeni başlangıç olduğunu bize gösterecekti. Nitekim 1739 yılındaki Belgrad Antlaşması’na kadar geçen kırk yılda Osmanlı Devleti, Karlofça Antlaşması ile bıraktığı toprakların bir kısmını geri almayı başarmış. Bunların arasında Mora Yarımadası ve Belgrad gibi önemli merkezler de vardı. Bunları geri almayı başarmış ve Karlofça’nın bir son olmadığını bir kere daha göstermiştir.

Novi Sad

Sırbistan’da keşfedilecek mekan asla bitmez. Şimdi baharın haberini bize veren tarihi bir kentten bahsetmek istiyorum. Burası Sırbistan’ın kuzeyi olan Vojvodina Eyaleti’nin başkenti Novi Sad. Burası özellikle yaz mevsimi geldiğinde turizmin can damarı sayılıyor. Novi Sad bölgenin en güzel, en önemli mekanlarına ev sahipliği yapıyor. Tuna Nehri’nin güzel kenti Novi Sad’da tam bir avrupa havası var.

Novi SadNovi Sad’ın en meşhur caddelerinden biri Jovan Jovanovic’dir. Cadde adını oldukça popüler olan çocuk şairi Jovan Jovanovic’in alıyor. Meydanda bir de heykeli var. Çevre özellikle tarihi eserlerle, tarihi yapılarla bezeli, özellikle Avusturya-Macaristan döneminden kalan bir çok yapı var. Meydanda bir saray dikkat çekiyor. Tarihte burada yer alan Katedralin din adamı işte bu sarayda yaşam sürmüş. Bugün de aynı şekilde sapasağlam duruşu ile yine buraya gelen turistleri ağırlıyor.

Novi Sad’ın bu güzel havası, özellikle 19. yüzyılda herkesi etkilemiş olacak ki Sırbistan’ın kültür başkenti ilan edilmiş ve bugün de burası Sırbistan’ın Atina’sı olarak isimlendiriliyor. Tamamen tarihi dokusu ile eskiyi bugüne yansıtan havası ile tüm turistlerin uğrak noktası. 2000 yılından sonra özellikle her yıl gelen turist sayısı daha da artmış durumda.

Jovan Jovanovic Novi Sad’ın en meşhur caddelerinden biri, birbirinden güzel otantik kafeleri ile ön plana çıkıyor ve insanlar burada güneşli havada, güneşin, güzel havanın, tarihin tadına varıyor.

Novi Sad GenelYeni bahçe anlamına gelen Novi Sad, Sırbistan’nın ikinci büyük yerleşim alanı. Özellikle de yaz tatilinin geçirileceği oldukça eğlenceli bir şehir. Novi Sad meydanları ile meşhur olan bir kent. Geniş, trafiğe kapalı olan yollar büyük meydanlara bağlanıyor. Farklı ülkeden insanlar Novi Sad’da mutluluk içinde yaşıyor.

Sırbistan’ın özerk yönetilen bölgesi Vojvodina’nın yaklaşık iki buçuk milyon nüfusu var. Ve bu nüfus üzerinde bir çok bölgeden gelen insanlar, bir çok millet yaşam sürüyor. Burası aynı zamanda Sırbistan’nın tarım merkezi diyebiliriz. Sırbistan’ın en önemli tarım ürünleri Vojvodina’dan çıkıyor, Vojvodina’da ekilip biçiliyor.

Novi Sad Katedral

Novi Sad Katedral

Özerk yönetilen Vojvodina bir çok milletin de yurdu dedik ve burada ana dil sadece Sırpça değil. Sırpça konuşuluyor ama aynı zamanda ana dil kategorisinde Rusça, Macarca ve Romence de bulunuyor. Bunun örneği de Valiliğin, Belediyenin ve diğer devlet dairelerinin kapısında bulunuyor.

Petrovaradin ve Petrovaradin Kalesi

Yine Osmanlı’nın izlerinin bulunduğu bir başka kasabaya olan Petrovaradin’deyiz şimdi. Osmanlı 1699 yılında Karlofça Antlaşması’nı imzaladıktan sonra buraları hep Haçlılar’a bırakmıştı. Ama daha sonra tekrar yerel halk bu toprakları kendi bünyesine almaya başlamıştı ama Avusturya buna tamamen karşıydı ve halka baskı yapıyordu. Bu baskılar sonucunda da Osmanlı, Avusturya’ya ve Venedik’e tekrar savaşla cevap verdi. Bunun sonucunda 1715 yılında burada savaş başladı. Osmanlı, Avusturya ve Venedik arasında savaş başladı ve ne yazıkki Osmanlı bu savaşı kaybetti. Ama o savaş Petrovaradin Meydan Savaşı’ı olarak anılıyordu. Mora Fatihi olarak bilinen Damat Ali Paşa da işte bu burada şehit düştü ve onun da türbesi Belgrad Kalesi’de yer alıyor.

Petrovaradin KalesiMeşhur Petrovaradin Kalesi, Tuna Nehri boyunca inşa edilmiş bir kale. Oldukça büyük olan bu kale bugün bile hala sapasağlam oluşu ile turizm için önemli bir bölge oluşturuyor. Bu arada buradan manzara hakikatten çok muhteşem, kale çok güzel bir noktaya kurulmuş durumda. Tuna Nehri’ni buradan olduğu gibi görebilirsiniz. Düm düz bir ova burası ve Macaristan döneminden kalan yapılarla hemen kendini gösteren bir bölge. Novi Sad kentinin hemen karşısındaki Petrovaradin, kalesiz asla düşünülemez. Tuna Nehri’ne bakan balkonlarda bol bol keyif yapıp tarihe dalabilirsiniz.

Petrovaradin Kalesi

Petrovaradin Kalesi

112 hektarlık alana sahip olan ve Tuna Nehrinin hemen kıyısında olan kale ayrıca yer altındanda 16 km uzunluğunda gizli tünellere de sahip. Nehir kıyısında kurulan güzel restoranlarda çok güzel yöresel ve su ürünleri yemekleri tadabilir, muhteşem manzaranın tadına varamayacaksınız. Yemeğinize Tuna Nehri’nden taze taze çıkan balık çorbası ile başlamanızı öneririz. Çok özel tabaklarda servis ediliyor. Bu şekilde sıcak sıcak, lezzeti bozulmadan servis ediliyor. Bizim erişteye benzer ekmek niyetine hamurlarla servis ediliyor.  Kurutulmuş, kızartılmış, haşlanmış balıklar genellikle ana yemekleri oluşturuyor bu restoranlarda.

2017-06-12T13:27:29+00:00 2 Nisan 2016|

4 Yorum

  1. murat 19:11 de 02/05/2017 - Yanıtla

    Selamlar, Karlofca resmını kıtabımda kullanabılır mıyım Teşekkürler

    • Belgrad Gezi Rehberi 20:52 de 02/05/2017 - Yanıtla

      Merhaba Murat Bey,

      İstediğiniz resmi veya resimleri kullanabilirsiniz. Karlofça’sa çektiğim resimleri bu linkten indirebilirsiniz. Bunların çözünürlüğü daha yüksek olduğundan baskı için daha iyi olacaktır.

  2. engin 20:27 de 03/02/2017 - Yanıtla

    Merhabalar,
    Karlofçada trenden indikten sonra Novisad’a gitmek mümkün mü?

    • Belgrad Gezi Rehberi 16:38 de 04/02/2017 - Yanıtla

      Merhaba Engin Bey,
      Karlofça (Sremski Karlovci) – Novi Sad çok yakın. Tren ile gitmek isterseniz her yarım saatte tren seferleri var. Tren ile sadece 15 dakika kadar sürüyor. Ayrıca otobüs, minibüs ve taksi ile de gidebilirsiniz. Tren saatleri için bu linki kullanabilirsiniz.

Siz de fikrinizi belirtin