İnternetteki "Sırbistan çok ucuz, hemen gitmeli" gazlarına gelmeden önce bir düşün. Yirmi yılı aşkın süredir bu sokakların tozunu yutan, bürokrasisiyle saç baş yolan ama yine de bu şehrin ruhundan kopamayan biri olarak sana işin aslı astarı neymiş anlatayım.
Sırbistan Harbi Yaşanılacak Bir Ülke mi?
Her şeyden önce, tası tarağı toplayıp gittiğin o ülkeden ne beklediğine bağlı bu iş. Derdin "Bir iki ay çalışayım, kenara attığım maaşla ayağımı yerden kesecek bir araba çekeyim" ise, evet Sırbistan tam yeri. İkinci el piyasası fiyatları çok uygun. "Araba maraba uğraşamam, toplu taşıma ne alemde?" dersen, al sana en baba haber: Belgrad'da otobüs, tramvay, troleybüs ne varsa tamamen bedava! Şehir içi ulaşım masrafı diye bir dert lügattan kalktı, atla istediğin yere beş kuruş vermeden git.
Nasıl bir hayat istediğin de önemli. Hem Avrupa'nın o kıpır kıpır, gece gündüz hareketli ritmini yaşamak istiyor hem de yeri geldiğinde "kimse bana bulaşmasın, herkes kendi halinde takılsın" diyebileceğin, seni yormayan bir şehir arıyorsan, adres belli: Belgrad. Kısacası senin beklentilerinle bu coğrafyanın sundukları uyuşuyorsa, vize derdi olmadan gidilebilecek, sıfırdan düzen kurulup yaşanabilecek en mantıklı ülkelerin başında geliyor burası.
"Polako" Felsefesine Hoş Geldin!
Sırbistan’da yaşamanın ilk ve en büyük kuralı: "Polako" (Yavaş yavaş, acele etme). Buraya Türkiye’nin o bitmek bilmeyen koşturmacasıyla, "hemen halledelim" kafasıyla gelirsen ilk ayında sinir krizleri geçirirsin. Bankada, market sırasında, devlet dairesinde kimsenin acelesi yoktur. Öğlen kahve molası kutsaldır. İşler bir şekilde hallolur ama onların istediği hızda. Buna ya alışırsın ve ömrün uzar, ya da her gün kendi kendini yersin.
Sosyal Hayat, İnsanlar ve Güvenlik
Her şeye rağmen neden buradayız? Çünkü bu şehrin inanılmaz bir ruhu, Balkan insanının o damarından kan damlayan bir samimiyeti var. Sokakta yürürken kimse senin kim olduğunla, ne giydiğinle ilgilenmez. Pazar sabahı uyanıp eşinle Kalenić pazarından taze pırasa alıp ocağın başında sıradan bir omlet yapmanın o telaşsız, basit huzurunu başka yerde kolay bulamazsın.
İşten çıkıp bir kafanada (yerel meyhane) iki kadeh rakija içmek, canlı müziğe eşlik etmek hayatın sıradan bir parçasıdır. Ve en güzeli, gecenin köründe arka sokaklarda tek başına yürürken bile kendini zerre tedirgin hissetmezsin. Güvenlik konusunda Avrupa'nın birçok başkentine taş çıkartır.
👉 Detaylı Okuma: Sırbistan'da Hangi Şehirde Yaşanır? Belgrad vs. Novi Sad
Sırbistan'ın Kötü Yanları: Altyapı, Korna Terörü ve Bitmeyen Protestolar
Hep övdük, "hiç mi kötü yanı yok?" dersen, olmaz olur mu? Sırbistan'daki yaşam öyle ideal Avrupa hayallerinden epey uzak. Her şeyden önce altyapı ve yollar tam bir fiyasko. Arabayla gidiyorsun, sürekli "pat küt, pat küt" bir çukura girip çıkıyorsun. Asfaltı yenilemek gibi bir huyları pek yok. Kaldırımlar desen ayrı dert. Yürüyorsun yürüyorsun, kaldırım bir anda kesiliyor, karşına anlamsız bir engel çıkıyor.
Hazır yollardan ve trafikten laf açılmışken, şu meşhur korna terörüne değinmeden geçmeyelim. Trafikte önüne gelene, en ufak bir şeyde kornaya asılıyorlar. Sanırsın bütün şehir sabahtan akşama kadar düğün konvoyunda, öyle bir kafa ütüleme.
Bir de şu meşhur protesto meselesi var. İlk başlarda dışarıdan bakıp "Helal olsun adamlara, haklarını arıyorlar" diye takdir ediyorsun. Ama bir süre sonra o da batmaya başlıyor! Her gün bir bahaneyle sokaklar kapatılır mı be kardeşim? İşe, eve gideceksin, bir bakıyorsun yine yollar tutulmuş, trafik felç.
Peki Türklere Karşı Irkçılık Var mı?
Hayır, öyle bir dertleri yok. Bütün Sırplar Türklerden nefret mi ediyor? Kesinlikle hayır. Ha, kırsal kesimlerde veya yaşı epey kemale ermiş amcalarda teyzelerde ufak tefek önyargılar olabilir. Ama sen durduk yere "Biz buraları 500 yıl yönettik, Osmanlı torunuyuz" falan diye damarına basıp adamları kışkırtmazsan kimse sana yan gözle bakmaz. Arada bir üst komşu balkondan kafana kova kova su dökebilir ama onu da ırkçılıktan saymıyoruz, o tamamen komşuluk ilişkilerindeki ufak tefek cinnetler! Sırplar genel olarak çok konuşur, gürültülüdür, bunu kişisel algılama yeter.
Cepte Ne Kadar Parayla Gelelim? "Gidince Çalışır Kazanırım" Yanılgısı
Bakın, bu konu bizim en çok kanayan yaramız. Millet cebine üç beş kuruş koyup, "Nasılsa gider gitmez iş bulurum, orada çalışır kazanırım" kafasıyla buralara damlıyor. Bazen adamın cebindeki para Sırbistan'ın bir aylık asgari ücreti bile değil!
Güzel kardeşim, sen Ankara'dan Yozgat'a taşınmıyorsun, sınır geçiyorsun, ülke değiştiriyorsun! Burada sen artık bir göçmensin. Evdeki hesap çoğu zaman çarşıya uymaz, öyle akla hayale gelmeyecek masraflar çıkar ki kalakalırsın. Cebindeki o kısıtlı para suyunu çekip, kazandığın da kiraya faturaya yetmemeye başlayınca, buralarda bildiğin eziyet çekersin. Sonra bir bakmışsın, pılıyı pırtıyı toplayıp tıpış tıpış Türkiye'ye geri dönüş bileti arıyorsun.
O yüzden bana "Yanımda ne kadar parayla geleyim?" diye soranlara hep aynı harbi cevabı veriyorum: Sırbistan'ın asgari ücreti üç aşağı beş yukarı belli. O paranın en az 3-4 katını zulanıza koyun ki kafanız rahat etsin, ilk aylarda ayaklarınız yere sağlam bassın. Koparıp getirebildiğiniz kadar parayla gelin. Gurbette parasızlığın şakası olmaz.
Para Pul İşleri: Maaşlar Neden Yetmiyor?
Bana en çok sorulan o meşhur soruya gelelim: "Orada sıradan bir işe girsem elime ne kadar geçer?"
Hemen matematiğini yapalım. Sırbistan'da asgari ücret kabaca 750 Euro civarında. Ortalama bir çalışanın maaşı ise 800 ile 1.500 Euro (93.600 - 175.500 Dinar) arasında değişiyor. İşin acı tarafı şu, nerede çalıştığının pek bir önemi yok. Fırında da çalışsan, bankada gişe memuru da olsan, öğretmen de olsan aşağı yukarı aynı maaşı kazanıyorsun.
Peki bu parayla Belgrad'da krallar gibi yaşar mısın? Şansın sıfır! Kiralar merkezden uzaklaştığında bile 400 Euro'dan başlayıp 2.000 Euro'ya kadar çıkıyor. Hal böyle olunca millet kendi hayat standardını düşürmemek için iki, hatta üç işte birden koşturuyor. Zar zor geçiniyoruz dersek yalan olmaz.
"Belgrad çok ucuzmuş, bedavaya yaşıyormuşsunuz" diyenleri artık ıslak odunla kovalıyoruz. Özellikle Rusya-Ukrayna muhabbetinden sonra binlerce kişinin buraya akın etmesiyle kiralar resmen çıldırdı. Artık öyle merkezde komik paralara ev tutma devri kapandı.
Peki Ya Dil Meselesi?
"İngilizceyle çözerim" diyorsan, evet, gençler şakır şakır İngilizce konuşuyor, günü kurtarırsın. Ama yerel halkın arasına karışacaksan, esnafla muhabbet edeceksen o Sırpçayı er ya da geç sökeceksin. Sırpça veya İngilizce bilmiyorsan burada iş bulman gerçekten çok zor. Belli başlı "yabancı personel" arayan dar alanlara sıkışıp kalırsın, oradan da çıkman pek kolay olmaz.
👉 Detaylı Okuma: Sırbistan'da Ev Kiraları, Geçim Masrafları ve Dil Sorunu
İşi Gücü Ne Yapacağız? Şirket Kurmak, Oturum İzni ve Yatırım Fırsatları
Türkiye'den veya Avrupa'dan maaşını dövizle alıp uzaktan çalışıyorsan, burası senin için cennet. Ama buradan alacağın maaşla yaşamanın zorluklarını yukarıda anlattım.
Buranın asıl parlayan yıldızı yatırım ve ticaret. Sırbistan'a geldiğinde göreceksin, Türkiye'deki veya gelişmiş ülkelerdeki o pratik hizmetleri, ürün çeşitliliğini burada mumla arıyorsun. Piyasada çok fazla eksik var. Eğer girişimci bir kafan varsa, o eksikleri görüp şirket kurarak ticarete atılırsan inanılmaz iş yaparsın. Şirket kurup oturum izni almak ve banka hesabı açmak zaten Sırbistan'da yaşamak için en mantıklı yol.
Burada çok kritik bir uyarım var: Sırbistan'da danışmanlık hizmetleri sunan kişilere veya firmalara katiyen vekaletname yollamayın, imzalı boş kağıt göndermeyin. Böyle bir talepte bulunanlarla iş yapmayın! Gerek şirket kurulumu, gerek üniversite kayıtları, gerekse oturum işlemleri olsun... Hiçbir şekilde sizden imzalı belge talep edemezler. İşlemlerin sağlıklı yürümesi için ilgili aşamalarda mutlaka sizi Sırbistan'a davet eder, o adımları yan yana, omuz omuza verip tamamlıyorsunuz. Süreçleri tamamen beraber yönetmelisiniz. Gurbet elde çakallara vekaletname dağıtıp başınızı belaya sokmayın, risk almayın.
👉 Detaylı Okuma: Sırbistan'da Şirket Kurmak, Banka Hesabı Açmak ve Oturum İzni Süreci
Öğrenciler İçin Sırbistan
Eğer buraya ticaret yapmaya veya yerleşmeye değil de, üniversite okumaya geliyorsan senin derdin bambaşka. Denkliği olan okullar, yurt kayıtları, öğrenci bütçesiyle Belgrad'da hayatta kalma sanatı gibi konular var. Onları da ayrı bir yazıda anlattım.
👉 Detaylı Okuma: Sırbistan'da Üniversite Okumak ve Öğrenci Yurtları Rehberi
Peki Sırbistan Avrupa Birliği'ne (AB) Girer mi?
Hazır buralara kadar gelmişken, buraya yerleşme hayali kuranların kafasındaki o gizli soruyu da es geçmeyelim: "Acaba ben oturum alana kadar bunlar AB'ye girer de işler kolaylaşır mı?"
Bence hiç heveslenme güzel kardeşim, Sırbistan'ın uzun bir süre daha Avrupa Birliği'ne falan gireceği yok. Neden dersen, işin içinde koca koca siyasi çıkmazlar var. Birincisi, şu bitmek bilmeyen Kosova meselesi. İkincisi, adamların genlerinde sağlam bir Rusya sempatisi var. Avrupa Birliği veya NATO'ya yaranmaktansa yüzleri hep o tarafa dönük.
Sokağa çıkıp sorsan, halkın kendisi de AB'ye girmeye pek bayılmıyor. Bugün ülkede sandığı koysalar, 30 yaş üstü tayfa koşa koşa gidip "Hayır" basar. Kendi yağlarında kavrulmayı seviyorlar. Sadece gençler biraz hevesli. Ee onların da zaten tuzu kuru, Sırp pasaportuyla Avrupa'nın kapıları onlara sonuna kadar vizesiz açık. Çantayı sırtlandıkları gibi elini kolunu sallayarak Avrupa'yı geziyorlar. Yani özetle, sen buradaki planlarını "Nasılsa AB'ye girerler" diyerek yapma.